

Beni unutma, unutma, beni unutma
Bilirsin unutulmak dokunur ya her insana
Ne unut, ne sevgimiz bitsin.
Azalmasın bile. Artsın hep.
Soruyorum kendime, yahu büşra; insan sevdigini hic üzer mi?
“Gidip de döndüğüm yollar
Yalnız kurduğum düşler var
Seninle tüm masallarda
Mutlu son var”
Krizler bitmiyo bizde.
10 yil onceki turkiye ekonomisi gibiyiz.
Ben de henuz ekonomiden anlamiyorum zaten.
Sen hic anlamiyosun.. Ekonomiyi degil, beni.

… “Günün birinde üzüntün geçince (üzüntüler günün birinde mutlaka geçer), beni tanımış olduğuna sevineceksin. Benimle gülmek isteyeceksin. Bazen, aklına esip pencereni açacaksın… Dostların senin gökyüzüne bakıp güldüğünü görünce hayretler içinde kalacaklar. O zaman sen de onlara, yıldızlar beni hep güldürür, diyeceksin. Aklını kaçırdığını sanacaklar. Ben de sana iyi bir oyun oynamış olacağım…” Yine güldü.
“Sanki sana yıldızlar yerine, gülmeyi bilen bir sürü küçük çıngırak vermişim gibi…”
(via analitikdusunce)
Şimdi iyiliklerden bahsetmek istemiyorum ama polyanna yönüme de değinmeden edemiycem.
Geleceğe odaklı busra. Büşra kotu fikirleri aşıp mutluluğa odaklı yaşıyo.
Aksi halde yaşam enerjisi düşer. Çevresindekiler de hayattan zevk alamaz hâle gelir.
Hadi büşranın çevreye etkilerini ele almişken en yakınındakilerin ona etkilerinden bahsedelim; kolunu kanadını kıran yanlızlık. Yalnızlık derken, evin içinde yalnızlık.
Hayır nasıl oluyo da yirmi yıllık karşılığı beklenmemesi gereken bi sevgi, kucuk veya buyuk bi sebeple darbe alıyo?
Sevgi darbe mi alır ya, bırak Allah aşkına.
Tavrını, bencilliğini anlayamıyorum.
Kendini de yanlızlaştırıyosun onu söyliyim.